Amerikalı yazar Margaret Cheney’in 1981 tarihli Nikola Tesla biyografisi. Dilimize “TESLA – Anlaşılamamış Dahi” ve “Zamanın Ötesindeki Deha – TESLA” gibi iki farklı isimle çevrilen ama her ikisinde de bu Sırp mucidin dehası vurgulanan kitabın orijinal adı ise onun zamansızlığını ya da zamandan bağımsızlığını (Out of Time) vurguluyor asıl olarak. Bu amansızlık vurgusu önemli; çünkü Cheney’in kitabı Tesla’nın icatlarının, fikirlerinin ve girişimlerinin günümüze ve geleceğe uzanan birer ilham kaynağı olduğunu da anlatan bir çalışma. Eser bir biyografi olmanın yanında ve hatta bazen belki ondan da çok, bilimsel çalışmalarının içeriğine ve önemine de odaklanan bir çalışma. Bu nedenle özellikle teknik içeriklere ilgisi olanları ayrıca çekebilecek olan kitap, hakkında gizemli öyküler ve anekdotlar anlatılan, çalışmalarının bir kısmı hakkında gizemlerden bahsedilen ve öldükten sonra arkasında bıraktığı notlara FBI’ın el koyduğu iddia edilen Tesla’nın yaşamının bu “magazin” boyutunu merak edenlere ise, dil ve içeriği ile bir parça kuru görünebilir.
Bilim tarihinin en önemli ve aynı zamanda üzerinde en çok konuşulan figürlerinden biri Tesla ve Edison ile rekabetinden icatlarına, çalışmasının ve yaratıcılığının karşılığını alamamasından arkasında bıraktığı ve her biri ilham kaynağı olan çalışmalarına her zaman ve özellikle son yıllarda artan bir şekilde farklı araştırmaların konusu oldu hep. Kendi yazılarından derlenerek oluşturulan kitaplar (örneğin Ben Johnson’ın derlediği “My Inventions: The Autobiography of Nikola Tesla”) dışında pek çok farklı eser de üretildi Tesla hakkında bugüne kadar. Margaret Cheney kitap üzerinde çalışırken, bir yaşam öyküsü olmakla kahramanının icatlarına ve teknik hedeflerine odaklanmak arasında bir yerde durmayı seçmiş görünüyor ve iki farklı odak için daha detaylı bir içerik bekleyenleri tam anlamı ile tatmin etmeyebilir; ne var ki her iki açıdan da en azından yeterli kabul edilebilecek ve daha derin okumalar için teşvik edebilecek değerde bir kitap bu. W. Bernard Carlson’un 2013 tarihli “Tesla: Inventor of the Electrical Age” (Türkçede “Tesla – Elektrik Çağının Mucidi” adı ile yayımlandı) veya Tesla’nın arkadaşı da olan John Joseph O’Neil’in 1944 tarihli “Prodigal Genius – The Life of Nikola Tesla” (Türkçede “Müsrif Deha – Nicola Tesla” ismi ile basıldı) adlı kitaplarını örnek verebiliriz farklı okumalar yapmak isteyenlere.
Cheney’in eseri Tesla’nın ölümünden 38 yıl sonra, günümüzdense 44 yıl önce yazılmış. Konu hakkında araştırma yapmak için ve kitabın kahramanına soğukkanlı yaklaşmak için yeterli bir süre 38 yıl; aradan geçen 44 yıl da Cheney’in, “münzevi yaşam”ı nedeni ile hakkında tam bir bilgiye erişme zorluğu olduğunu söylediği Tesla hakkında yeni bilgilere erişmek için yine yeterli ve bu nedenle bu kitap bir parça eski kalabilir açıkçası. Ne var ki kendisi de bir elektrik mühendisi olan Cheney teknik konulardaki bilgisinin sağladığı avantajdan da yararlanarak ve kendi deyimi ile “uzun yıllarını alan” bir çalışma ile ortaya ilgiyi hak eden bir sonuç koymuş. Cheney, O’Neil’in Tesla’nın arkadaşı olmasına rağmen, bilim adamının “belli bir mesafeyi muhafaza etmeye özen göstermesi” yüzünden onun özel yaşamı hakkında çok kısıtlı bilgiye erişebildiğini belirtiyor kitabının giriş yazısında ve 1944 – 1981 arasında “pek çok soru açıklığa kavuşurken” “pek çok (yeni) gizemli noktanın da ortaya çıktığını” belirtiyor ve konunun yeni araştırmalara da açık olduğunu söylüyor bir bakıma. Nitekim yazarın kendisi de 1999’da bir yeni kitap daha yayımlamış Tesla hakında: Robert Uth ile birlikte yazdığı “Tesla: Master of Lightning”. Bu kitap 2000’de Uth tarafından bir belgesele de dönüştürülmüş.
Bir Hırvat köyünde doğan bir Sırp Tesla ve ömrü boyunca da bir şekilde bağını hep korumuş kökenleri ile. Cheney kitabında, doğumundan başlayarak ölümüne ve hatta sonrasına kadar uzanıyor ve Tesla’nın özel yaşamını ve bilimsel çalışmalarını birlikte ele alıyor. Erkek çocukların çiftçi, asker ya da din adamı olmak dışında bir seçeneğinin olmadığı bir dünyada ve babası rahip olduğu halde farklı bir yol seçmesinden başlayarak ve 12 yaşında ölen ağabeyi yüzünden yaşadığı travma gibi unsurları da ekleyerek, onu tüm farklılıkları ile okuyucunun karşına çıkarıyor. Bu eserin Aykırı Yayınları tarafından 2002’de yayımlanan Türkçe çevirisinde hiçbir kaynağın belirtilmemesi ve dipnot eksikliği ise rahatsız edebilir. Kitabın orijinali nasıldır bilmiyorum ama Tesla’nın ağzından olanlar dahil, pek çok alıntının yer aldığı kitapta önemsiz olmayan bir eksiklik bu. Benzer şekilde dipnot açısından da eksik bu Türkçe baskı. Örneğin Tesla’nın çocukluktaki çekingen mizacını değişmesine neden olan kitap için “ünlü bir Macar yazarın “Abafi ya da Aba’nın Oğlu” adlı romanı” ifadesi geçiyor. Bu kitabın Macaristan’da tarihi roman türünde öncü kabul edilen, Miklós Jósika’nın 1836 tarihli “Abafi” olduğu türünden bir bilgi kesinlikle önemli ve kitap boyunca sık sık bunu düşünüyorsunuz açıkçası. Örneğin “1884 Paniği” (Amerika’da 1882 – 1885 arasında yaşanan ekonomik kriz döneminde durgunluk döneminin bitimi ve buhran döneminin başlancında yaşanan “panik” için kullanılan bir ifade bu) tanımı konunun uzmanları ya da en azından Amerikalı olanlar dışında, hemen hiç kimse için bir anlam taşımayacaktır.
Cheney kimi hatalarını ve huysuzluklarını da belirtse de, Tesla’ya sempati ile yaklaşıyor kitabında ve onun kendi yanlış tercihlerinden veya uğradığı haksızlıklardan kaynaklanan sıkıntılarını sıkça paylaşıyor okuyucu ile. Örneğin Nobel ödülü alan pek çok ismin “çalıştığı alanlarda Tesla’nın öncülük ettiği en azından hatırlansa, adalet hiç olmazsa bir nebze yerini bulmuş olacaktı” gibi yargıları var yazarın ve “keşiften keşife dur durak bilmeden koşan Tesla”nın almayı ihmal ettiği pek çok patentten bahsediyor. Tesla’nın kendisinde var olduğunu düşündüğü “önsezi yeteneği” ile ilgili farklı örnekleri de (örneğin kendisi Amerika’dayken, Hırvatistan’da vefat eden annesinin ölümünü hissetmesi) anlatan Cheney’in bu konuda eleştirel bir tavıra pek başvurmamasını da bu sempatik yaklaşımın bir örneği olarak görebiliriz.
Sayısız konu ile aynı anda ilgilenen, fikirlerinin/icatlarının pratik karşılığını üretecek yardımcısı olmayan, cüretkâr ve tehlikeli deneylerde yaşamını riske sokmaktan çekinmeyen Tesla’nın, örneğin “rakibi” Edison’un ticaret becerisine ise sahip olmadığını anlatıyor Cheney ve şu saptamada bulunuyor: “Tesla somut yenilikler sunmaktan çok, yeni fikirlerin ve kavramların doğmasına öncülük etmiştir”. Bu dâhi bilim adamının pek çok icadının ve fikrinin bugün başkalarının isimleri ile anılmasında (örneğin radar teknolojisinin ana ilham kaynağı Tesla olduğu halde, bu icat hep Britanyalı mühendis Robert Watson-Watt ile anılıyor diyor Cheney) onun bu karakterinin yattığını söylüyor Cheney.
Tesla’nın sadece bilim alanında değil, toplumsal olgular ve sosyal değişimler/dönüşümler hakkında da görüşlerini aktarmış okuyucuya kitabında yazar ve onu daha geniş bir bağlamda tanıtmaya çalışmış okuyucuya. Ortalama hacimli bir kitapta bir kişinin özel yaşamını, -Tesla özelinde bakıldığında- çok derin iş ve meslek yaşamını, ve üzerine bir de diğer alanlardaki görüşlerini derin bir şekilde ele almak mümkün değil elbette ama en azından başka araştırmalar için bir çıkış noktası sağlıyor verilen bilgiler. Dâhi mucidin son dönemlerinde zihnini meşgul eden fikirler (örneğin Einstein’ın genel görelilik teorisini çürüteceğine inandığı bir fikir veya “aklına ilk geldiğinde tam anlamı ile şok olduğunu” belirttiği yeni bir enerji kaynağı düşüncesi) ve bir kısmı bu fikirlerin uzantısı olup Tesla’nın ölümünden sonra gerçekleştirilen icatlara da değinilmesi de doğru bir seçim olmuş kitapta.
Bilimsel yeterlilik açısından W. Bernard Carlson’un yukarıda anılan kitabının, Cheney’in çalışmasından daha doyurucu olduğu yolunda görüşler bulunduğunu ve Tesla’nın evrenini merak edenlerin bu Sırp mucit hakkında hemen her konuda bilgiler içeren, Cameron Prince adında bir mühendisin 2009’da kurduğu ve yönettiği teslauniverse.com’a başvurabileceğini belirtelim son olarak ve bugün hâlâ gizemini koruyan Tesla’nın dünyasına ilk adımın Cheney’in kitabı ile atılabileceğini söyleyelim.
(“Tesla – Zamanın Ötesindeki Deha” – “Tesla – Man Out of Time”)
Ölümünden sonra basılan “Usta ile Margarita” ile yirminci yüzyılın en önemli romanlarından birine imza atan Rus Yazar Mikhail Bulgakov’un 1925 – 27 arasında iki farklı dergide (1919 – 1936 arasında yayımlanan “Meditsinskii Rabotnik” (Tıp İşçisi) ve 1923 – 1930 arasında yayımlanan “Krasnaya Panorama” (Kızıl Görünüm)) tefrika edilen öykülerinden oluşan bir kitap. Genç ve tecrübesiz bir adamın, tek doktoru olarak çalıştığı bir ücra bölge hastanesinde yaşadıklarını konu alan yedi ve onun tanıdığı diğer iki doktorun yaşadıklarını anlatan iki, toplam dokuz öyküden oluşan kitabın orijinali aslında ilk yedisini içerse de, İngilizcedeki ilk baskısında (1975) diğer iki öykü de eklenmiş ve bugün daha çok bu hâli ile yayımlanıyor bu eser. Öykülerin devrim günlerinde geçiyor olması o dönemin havasını hissetmemizi sağlarken, yirminci yüzyıl başında Rus köylülerin hastalıklar hakkında bilgilerini ve cahilliğini de aktarıyor okuyucuya Bulgakov. İlk yedi öyküde doktorun ağzından dinliyoruz yaşananları, son iki öyküde ise bu doktorun tanıdığı başka iki doktorun başlarından geçenleri okuyoruz. Bu anlatıcı farklılığı, öykülerin dilinde de kendisini gösteriyor ve ilk öykülerdeki hafif (tüm ciddi vakalara rağmen) hava yerini daha sert bir dile bırakıyor.
Bugün kendisini asıl olarak Kanadalı gören Arjantinli-Kanadalı yazar Alberto Manguel’in ilk romanı. 1991’de yayımlanan kitap 40 yaşını aşmış yazarların ilk romanlarına verilen McKitterick Ödülü’nü (Birleşik Krallık) ve Kanada Yazarlar Derneği’nin kurgu dalındaki ödülünü kazanan ilginç bir yapıt. Kanada’da başlayan ve geriye dönüşle Cezayir, Fransa ve Arjantin’e uğradıktan sonra başladığı yere ve zamana bağlanan roman “bir babanın kızına açıklaması/anlatısı” olarak özetleyebileceğimiz çok güçlü bir bölümle sona ererken, bir sırrın (okuyucunun en azından ne olduğu hakkında bir düşünceye yavaş yavaş sahip olduğu bir sır bu) üzerine kurulu öyküsünü “karanlık geçmiş” temasını öne çıkararak anlatıyor. Kötülüğün sıradanlığını okuyucunun önüne gözünü kapatamayacağı bir şekilde koyan Manguel bölümlerin bazılarını yazarın, diğerlerini ise karakterlerden birinin ağzından anlatarak okuyucuya farklı bakışlar sağlayan, zaman zaman daha fazlasını bekletse de kesinlikle önemli bir yapıt.
Fransız filozof ve yazar Denis Diderot’nun 1749 tarihli eseri. Katarakt ameliyatlarının yapılmaya başlandığı ve başarılı sonuçlar elde edildiği, ve doğuştan körler üzerinde gerçekleştirilen cerrahi operasyonların “mucizeler” yarattığı bir dönemde yazılan kitap bu başarıların sonucu olarak görme ve görsel algılama kavramlarına duyulan ilginin bir ürünü bir bakıma. Adı belirtilmeyen bir kadına (bu kadının on yıla yakın Diderot’nun metresi olan feminist yazar Madeleine de Puisieux olduğuna inanılıyor) yazılan bir mektup şeklinde kaleme alınan eser zamanında özellikle dinle ilgili bir takım ifadeler nedeni ile tepki toplamış ve hatırlı kişiler araya girene kadar da yazarı birkaç ay boyunca hapishanede kalmıştı. Diderot’nun algılama, bilgi ve deneycilik (Bilginin duyular yoluyla, gözlem ve deneyimle kazanıldığını savunan; insanın doğuştan bilgiyle donatılmış olma düşüncesini ret ederek, bütün bilginin zamanla, dış dünyadan duyusal veriler aracılığıyla edinildiğini öne süren görüş) kavramlarını kullanarak ve körlerin deneyimlerine dayanarak; Tanrı, metafizik ve ahlak üzerine yazdıkları ile o dönem için önemli tartışmalara yol açan kitap başta “Encyclopédie” (Ansiklopedi) olmak üzere pek çok önemli eserin sahibi olan, Aydınlanma Çağı’nın bu güçlü isminin okunması gereken bir yapıtı. Bir bilimsel gelişmenin bir filozofa verdiği ilhamın sonucu olan bu entelektüel çalışma Aydınlanma Çağı’nın insanlığın gelişimine sağladığı katkının da ilginç bir örneği.