Gılgamış Destanı

Dünya tarihinde bugüne kadar saptanan en eski edebiyat metni olduğu kabul edilen epik şiir. Aynı zamanda, Mısır’da piramitlerin iç duvarlarına yazaılanlardan sonraki en eski ikinci dinsel metin olduğu da kabul gören destanın milattan önce 2100 ile 1200 yılları arasında yazıldığı düşünülüyor ve farklı dillerde farklı versiyonları da bulunuyor. Çivi yazısı ile oluşturulan metinlerle ilgili tabletler 1850’li yıllarda keşfedilmiş ilk kez ve eski kültürlerdeki yaygınlığını gösterecek şekilde, farklı eski dillerde yazılmış versiyonları da keşfedilmiş daha sonra. Uruk adlı Sümer şehrinin kralı olduğu kabul edilen Gılgamış’ı anlatan bu destan Türkçeye ilk kez 1942’de arkeolog ve müzeci Muzaffer Ramazanoğlu tarafından çevrilmiş. Onun kaynağı ise Nazi Almanya’sından Türkiye’ye gelen bilim adamlarından biri olan Alman Benno Landsberger’in Almanca çevirisi olmuş. Hasan Âli Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde “Dünya Klasikleri” başlığı ile pek çok klasik dilimize kazandırılmış ve bir nesil bu kitapların önemli bir katkı sağladığı aydınlanma süreci içinde yetişme şansı bulmuştu. Destanın bu bağlamdaki bir diğer önemi de Anadolu’nun veya ona yakın coğrafyaların halklarının kültürlerinin ürünü olması ve bu nedenle yaşadığımız toprakları daha iyi tanımak açısından da bir değer taşıması.

Kitabın başında Muzaffer Ramazanoğlu’nun çeviri ile ilgili notlarını içeren önsöz ve Benno Landsberger’in “Babillilerin ulusal destanı” olarak tanımladığı Gılgamış destanı ile ilgili aydınlatıcı açıklamalarının yer aldığı bir giriş yazısı var. Destanın önemli bölümlerinin eksikliğinden (tabletlerin bazı bölümlerinin kırılmış / kayıp olması ya da silinmiş olması nedeni ile) bahseden Landsberger metnin oluşumunu üç gelişme devresi altında açıklıyor: “Sümerce yazma” (Milattan önce 2000), “Eski Babil yazması” (M.Ö. 1800 yılları) ve destanın son bölümü (Tahminen M.Ö. 1250). Destanın önemini yaratan unsurlar, içeriği ve olaylarda karşımıza çıkan zengin karakterleri hakkında değerli bilgiler veriyor Landsberger ve destanı sıradan bir epik şiir olmanın çok ötesine taşıyan biçim ve içeriği ile ilgili özelliklerinden bahsediyor. Ayrıca kitabın sonunda metindeki karakterler, nesneler ve olaylarla ilgili kısa açıklamalara da yer verilmiş ki destanı okurken okuyucuya oldukça yardımcı oluyor bu notlar.

“Üçte iki tanrı, üçte bir insan” olan Gılgamış’ın metindeki maceraları epik bir şiirde ve destanda bulmayı tahmin edebileceğiniz olaylarla dolu. Tanrılarla iş birliği veya çatışmalar, savaşılan korkunç yaratıklar, Nuh Tufanı, sonsuz yaşamın peşine düşülmesi ve sıkı bir dostluk… Landsberger’in normalde 11 tabletten oluştuğunu (12. tabletin destanla ilgisi olmayan ve ilk olarak Sümercede yazıldığı düşünülen bir metin olduğunu yazmış Landsberger) söylediği destanda bugün Irak sınırları içinde kalan bir bölgede yer alan şehir devleti Uruk’un kralının başından geçenler bir destana yakışacak görkeme sahipler. Önce Gılgamış ile Tanrıların halkına kötü davranan Gılgamış’ı durdurmak için yarattığı Engidu’nun karşılaşması ve sonra dost olmaları anlatılıyor. Bu macerada Engidu’nun “uygar” bir insan olması bir fahişe ile birlikteliği ile de ilişkilendirilirken, cinselliğin bu en eski edebî metinde de yerini hiç de önemsiz olmayan bir şekilde almış olması ilginç bir özellik olarak dikkat çekiyor. Daha sonra bu iki dost Sedir Ormanı’nın koruyucusu Humbaba ile savaşarak onu alt ediyorlar ve Tanrıça İştar’ın, kendisi ile “yakınlaşmayı” ret eden Gılgamış’ı cezalandırmak için üzerlerine gönderdiği Gök Boğası’nı öldürmeyi de başarıyorlar. Bunun üzerine tanrılar Enkidu’yu cezalandırıyor ve ölümüne neden oluyorlar. Bu kayıptan çok etkilenen Gılgamış sonsuz yaşamı bulmanın peşine düşüyor ama tanrıların insanı yaratırken ölümü ona, ölümsüzlüğü ise kendilerine ayırdığını anlıyor. Sonrasında ise Nuh’un Tufanı anlatılıyor metinde.

Gılgamış Destanı özellikle 1. Dünya Savaşı’ndan sonra modern toplumların hayatına giriyor tekrar ve 2. Dünya Savaş’ından sonra da pek çok farklı alanda ilham kaynağı oluyor sanatçılara. Edebiyattan müziğe tiyatrodan görsel sanatlara pek çok farklı daldaki sanatçı bu destanı doğrudan ya da dolaylı olarak yorumlamış, yeniden yaratmış ve çıkış noktası olarak alıp, yeni eserler yaratmışlar.Sizi insanın aslında hep aynı hikâye(y)(ler)i anlattığına bir kez daha ikna edecek olan kitap, yaşadığımız coğrafyaları ve etkilendiği kültürleri, kültürlerin birbirlerinden etkilendiğini ve insanlık kültüründeki her atılan adımın kendinden öncekilerin üzerinde yükseldiğini anlamanıza da yardımcı olacak bir eser.

(Visited 147 times, 1 visits today)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir