Fatih’in Fedaisi (Kara Murat) – Natuk Baytan (1972)

“Adamı kazığa oturtun, kadının da göğsünü yarıp kalbini çıkartın!”

Fatih’in fedaisi Kara Murat’ın, Müslüman halka zulüm eden ve Osmanlı’ya taahhüt ettiği vergiyi ödemeye yanaşmayan Eflak Voyvoda’sı Vlad’a karşı verdiği mücadelenin hikâyesi.

Senaryosu Rahmi Turan’ın yarattığı ve Abdullah Turhan’ın çizdiği Kara Murat adlı çizgi romandan, Fuat Özlüer ve Erdoğan Tünaş tarafından uyarlanan, Natuk Baytan’ın yönettiği bir Türkiye yapımı. Çizgi roman tarihimizin en önemli kahramanlarından biri olan Kara Murat’ın ilk sinema uyarlaması olan film başroldeki Cüneyt Arkın’ın karizmasından ve fiziksel becerilerinden güç alan, serinin sonraki yapıtları ile kıyaslandığında abartı boyutunun nispeten düşük olması ile dikkat çeken bir çalışma. Elbette tüm Türklerin iyi ve âdil, bir ikisi hariç (“Ömrümce köpek gibi yaşadım ama şimdi insan gibi ölüyorum”) tüm “gâvurlar”ın da zalim ve ahlaksız olduğu öykü tahmin edileceği gibi başlıyor, devam ediyor ve sona eriyor, ve bu bakımdan herhangi bir sürpriz de barındırmıyor ama serinin meraklılarını tatmin edecek bir aksiyon ve heyecan sunmayı da başarıyor.

Yeşilçam’ın Osmanlı dönemi filmleri genellikle “iyi Türkler” ile “Kahpe Bizans” ifadesinin işaret ettiği “kötü gâvurlar”ın çatışmalarını anlatır ve iyiler kötülere galip gelir her zaman bu hikâyelerde. Burada da böyle oluyor elbette ve ülkenin milliyetçilik düzeyinin göstergesi olan yüzeysellikten bir adım ileriye geçilmiyor. Aslında Yeşilçam’ın özellikle 1970’lerde bolca çektiği bu tür filmlerin tam da o milliyetçiliği besleyen ve onun sinemadaki karşılığı olan örnekleri olduğunu söylemek de mümkün. Burada da bir tarafta zalim bir gâvur kral ve onun ahlaksız kraliçesi, diğer tarafta da Fatih’in fedaisi Kara Murat’ın cesareti ve vatanseverliği ile bir Türk kızının masumiyet dolu yürekliliği var.

Kara Murat karakterinin yaratıcısı 1970’lerde Günaydın gazetesinin yazı işleri müdürü olan Rahmi Turan’dı ve onun Rahmi Muratoğlu adı ile yazdığı metinler Abdullah Turhan’ın çizimleri ile o gazetede ilk kez Aralık 1971’de çıkmıştı okuyucunun karşısına. O denli büyük bir ilgi görmüş ki çizgi roman, dönemin en büyük yapımcılarından Türker İnanoğlu hemen satın almış sinema haklarını ve beyazperdedeki ilk örnek de Natuk Baytan’ın yönettiği, 1972 tarihli bu film olmuş. Ardından toplam yedi kez daha sinema seyircisinin karşısına çıkmış Kara Murat karakteri; bunların ilk altısını yine Natuk Baytan yönetirken, sonuncusunun yönetmen koltuğunda oturan isim Aytekin Birkon olmuş: “Kara Murat: Fatih’in Fermanı” (1973), “Kara Murat: Ölüm Emri” (1974), “Kara Murat: Kara Şövalyeye Karşı” (1975), “Kara Murat: Şeyh Gaffar’a Karşı” (1976), “Kara Murat: Denizler Hakimi” (1977), “Kara Murat: Devler Savaşıyor” (1978) ve “Fatih’in Fedaisi: Kara Murat” (2015). Bu sekiz film içinde en başarılısının ilki, en başarısız olanınsa sonuncusu olduğunu da ilginç bir not olarak ekleyelim bu arada. Bir başka ilginç husus da Baytan’ın yönettiği altı filmin ilk dördünde baş kadın oyuncu olarak Günaydın gazetesinin eki Saklambaç’ın o yılki “Sinema Güzeli”nin rol almış olması: sırası ile Hale Soygazi, Meral Orhonsay, Başak Doğu ve Serçin Erdem. Gazete sayfalarından sonra, 1992’ye kadar 946 hafta boyunca yayımlanan bir bağımsız derginin sayfalarında da meraklısı ile buluşan Kara Murat’ın 21 macerasını Abdullah Turhan, son macerayı ise Süleyman Gök çizmiş.

Aslında sinemamızda yukarıda anılanlar dışında iki Kara Murat filmi daha var ve bu karakter Rahmi Turan’dan önce de ele alınmıştı başka yazarlar tarafından. M. Turhan Tan takma adı ile yazan M. Samih Fethi 1936’da yayımlanan “Akından Akına” adlı romanında Kara Murat’ın yaşamı ve Kazıklı Voyvoda’dan intikamı ele alınır tıpkı Natuk Baytan’ın filminde olduğu gibi. Bekir Büyükarkın’ın 1963 tarihli romanı “Son Akın”da ise ana karakter Kara Murat’ın babası olan Koca Memil’dir ve Murat ikincil bir roldedir kitapta. Bu roman 1982’de aynı isimle ve Yılmaz Atadeniz’in yönetiminde beyazperdeye aktarıldığında, Kara Murat’ı Berhan Şimşek’in oynadığını, Cüneyt Arkın’ınsa bu kez Kara Murat’ın babasını canlandırdığını da bir başka ilginç bir tesadüf olarak ekleyelim. Sinemadaki bir diğer Kara Murat ise, Tunç Başaran’ın 1966 tarihli filmi “Fatih’in Fedaisi”nde bu kahramana can veren Kartal Tibet olmuştu tek film için olsa da.

Filmde zaman zaman anlatıcı olarak karşımıza çıkan ve senaryo ile anlatıl(a)mayan gelişmeleri aktaran Agah Hün’ün sesi ile açılıyor film. Hz. Muhammed’e atfedilen ve çoğu kişi tarafından doğru kabul edilen, İstanbul’un fethi ile ilgili hadisin yazılı olduğu ve muhtemelen Fatih Camii’ndeki kitabenin görüntüsü ile başlıyor öykü. Fatih yanında Kara Murat’ın abisi de olduğu halde ordusu ile ve mehter takımı eşliğinde yürüyüştedir ve Hün’ün sesi ve basit animasyonlarla bu ordunun önce İstanbul’u sonra Batı’da ve Doğu’da farklı toprakları fethetmesi hamaset dolu sözlerle anlatılır seyirciye. Bu ilk sinema uyarlaması karakterin doğuşunu da anlatıyor bize. Osmanlı’ya vergisini ödemeyen ve bizim tarihimizde Kazıklı Voyvoda olarak bilinen III: Vlad (Vlad Dracula) tarafından yönetilen Eflak’a bir heyet gönderir Fatih Sultan Mehmet. Heyette henüz bir çocuk olan Kara Murat ve abisi de vardır. Kazıklı Voyvoda “resmî tarihimizde” çizilen resme uygun hareket eder ve gelen Türkleri her türlü işkenceden geçirirken, olan biteni Fatih’e anlatması için sağ bıraktığı çocuğu korkunç bir eylemi yerine getirmeye de mecbur bırakır. Geri dönen Murat, Fatih’e “Parayla pulla ilgim yok, sultanım. Ben yalnızca akıncı olmak, Türk bayrağı altında sizinle savaşmak isterim” diyerek orduya katılır ve büyüyünce özel bir görevle Eflak’a gönderilir sultanı tarafından. Bundan sonrası bir aşk hikâyesi, bir parça erotizm, bolca kahramanlık ve özellikle ikinci yarısında yine bolca aksiyon içeren bir öykü olacak ve Kara Murat üzerine düşeni fazlası ile gerçekleştirerek Osmanlı topraklarına dönecektir.

Kalabalık sahnelerde figüran sayısının çokluğu ile dikkat çeken filmin hamaset kokan milliyetçilik boyutunun yanında başka kusurları da var. Voyvoda’nın birkaç sahnede görüntüye gelen tahtı o kadar basit ki adeta üzerine beyaz bir kumaş kaplanmış bir büyük sandalye gibi duruyor; başlardaki “seviştiği adamı hançerleyen kadın” sahnesinin sırrı sonradan anlaşılıyor ama o denli yanlış kurgulanmış ki bu görüntü öykünün genel akışı içinde sanki araya yanlış bir sahne eklendiğini düşünmeniz mümkün; elbette hangi milletten olursa olsun herkes herkesle rahatlıkla anlaşabiliyor herhangi bir dil sorunu yaşamadan; herkesin içinde gerçekleşen bir asma eyleminin kurbanının nasıl hayatta kaldığı konusunda bir açıklama yapma telaşına düşülmemiş ve “yardım aldı” ile yetinmesi beklenmiş seyircinin; bir sahne kapanırken bir sonraki sahnede ne olacağını çok rahatlıkla tahmin edebiliyorsunuz ve hiç şaşırtmıyor senaryo sizi; “Buyrun, burası sizin odanız” diye gösterilen yer cemaatin oturma sıraları ile küçük bir kilise vs.

Sinemamızın klasik “kötü adam”larından Erol Taş’ın bu kez cesur ve iyi yürekli bir adamı oynaması, sonlardaki dakikalarca süren aksiyon sahnelerin iyi kotarılmış olması, Yerebatan Sarnıcı başta olmak üzere mekânların (diğerleri Rumeli Hisarı, Yedikule Zindanları, Topkapı Sarayı, Aya İrini ve -muhtemelen- Yıldız Sarayı) başarılı kullanımı ve Kara Murat’ın cool ve esprili (Voyvoda’nın öptüğü haçı kıyafetinin yeni ile silmesi çok eğlenceli örneğin) çizilmesi filme keyif katan unsurlar arasında. Geçmişteki bir sırrı ortaya koyan kolyeye yapılan sert, kaba ve tekrarlanan zum hareketinin çizgi roman estetiğini çağrıştırması ile affedilebileceği filmde Cüneyt Arkın’ın fiziksel becerilerinin ilerleyen yıllarda giderek artacak abartıdan uzak olması da olumlu bir puan film adına. Klasik Yeşilçam döneminde hep yapıldığı gibi yabancı müziklerin burada da -telif hakkı hiç dert edilmeden- kullanıldığını da belirtmekte yarar var. Alex North’un Joseph L. Mankiewicz’in yönettiği 1963 ABD yapımı filmi “Cleopatra” için hazırladığı orijinal müziklerden “A Gift for Caesar” ve “Antony and Cleopatra” adlı bölümler ve Rus besteci Mikhail Ippolitov-Ivanov’un “Kafkas Eskizleri” adlı orkestra süitinden birkaç bölümün de aralarında bulunduğu müzikler bolca kullanılıyor öykü boyunca.

(Visited 1 times, 1 visits today)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir